Marka için renk seçimi, rakiplerin renklerine bakılarak, hedef kitlenin beklentisi ve markanın kişiliği dikkate alınarak ve renkler ekranda ve baskıda test edilerek yapılır. Renk kişisel zevke göre seçilirse marka rakiplerine benzeyebilir ya da kullanımda sorun çıkarabilir. Doğru renk, markanın tanınmasını kolaylaştıran ve her ortamda aynı görünen renktir.
Rakiplerin Renklerini İncelemek
Renk seçimine sektörü incelemekle başlanır. Doğrudan rakiplerin logoları, web siteleri, ambalajları ve sosyal medya hesapları yan yana konur. Çoğu sektörde birkaç rengin yaygın olduğu görülür. Bankacılıkta ve sigortacılıkta mavi ve lacivert, organik gıdada yeşil ve kahverengi tonları sık kullanılır.
Bu incelemenin sonunda iki seçenek ortaya çıkar. Sektörün alışılmış renklerine yakın kalmak, müşterinin markanın ne iş yaptığını hızla anlamasını sağlar. Belirgin biçimde farklı bir renk seçmek ise markanın kalabalıkta ayırt edilmesini kolaylaştırır. Rakiplerin hepsi maviyse, bir başka mavi tonu seçen yeni marka diğerlerinden zor ayrılır.
Renk Anlamlarını Abartmamak
İnternette sık rastlanan renk listeleri her renge kesin anlamlar yükler. Kırmızının iştah açtığı, mavinin güven verdiği gibi. Bu genellemelerin bilimsel dayanağı sınırlıdır ve renkler kültüre, sektöre ve kullanım biçimine göre farklı algılanır. Aynı yeşil, bir bankada güven, bir gıda markasında tazelik, bir enerji içeceğinde canlılık çağrıştırabilir.
Bu yüzden renk listelerinden çok hedef kitlenin beklentisine ve markanın kişiliğine bakılır. Lüks bir marka genellikle az renk ve koyu, sakin tonlar kullanır. Çocuklara yönelik bir marka daha canlı ve çok renkli bir paleti rahatça kullanabilir. Hedef kitleden birkaç kişiye farklı renk seçenekleri gösterip markayı nasıl tarif ettiklerini sormak, genel listelerden daha güvenilir bilgi verir.
Ana ve Yardımcı Renkleri Belirlemek
Marka renk paleti genellikle bir ana renk, bir ya da iki yardımcı renk ve birkaç nötr renkten oluşur. Ana renk logoda ve en görünür alanlarda kullanılır. Yardımcı renkler vurgular, butonlar ve grafikler için ayrılır. Beyaz, gri ve siyah tonları gibi nötr renkler ise metin ve arka planlarda kullanılır.
Tasarımcıların sık kullandığı bir oran vardır. Alanın yaklaşık yüzde 60’ı nötr ya da ana renk, yüzde 30’u ikinci renk, yüzde 10’u vurgu rengi olur. Bu oran kesin bir kural olmasa da renklerin dengeli kullanılmasına yardım eder. Çok fazla renk içeren paletler ise farklı ekiplerin farklı renkleri seçmesine ve markanın dağınık görünmesine neden olur.
Okunurluğu Kontrol Etmek
Seçilen renklerin metinle birlikte nasıl okunduğu mutlaka kontrol edilir. Açık gri zemin üzerine beyaz yazı ya da sarı zemin üzerine açık yeşil yazı birçok kişi için okunmaz. Uluslararası web erişilebilirlik kuralları olan WCAG, normal boyutlu metin ile arka plan arasında en az 4,5’e 1 kontrast oranı önerir. Bu oran ücretsiz çevrim içi kontrast araçlarıyla birkaç saniyede ölçülür.
Renk körlüğü de hesaba katılır. Kırmızı ve yeşili ayırt edemeyen kişiler azımsanmayacak bir kesimdir. Önemli bir bilgi renkle birlikte yazı ya da simgeyle de verilmelidir.
Renk Kodlarını Tanımlamak
Her rengin farklı ortamlar için kodu belirlenir. HEX ve RGB kodları ekranlar için, CMYK kodları baskı için, Pantone kodları ise özel mürekkep baskısı ve ambalaj için kullanılır. Aynı renk ekranda ve kâğıtta farklı görünebilir. Bu yüzden baskı kodları matbaada deneme baskısıyla kontrol edilir.
Kodlar marka kılavuzuna yazılır ve tasarımla ilgilenen herkesle paylaşılır. Kod tanımlanmazsa her yeni tasarımda renk biraz değişir ve bir süre sonra markanın birkaç farklı tonu dolaşmaya başlar.
Gerçek Kullanımda Denemek
Renkler son karara bağlanmadan önce gerçek örnekler üzerinde denenir. Logo küçük bir uygulama simgesi olarak, bir kartvizitte, bir tabelada, bir Instagram gönderisinde ve koyu modda açılmış bir telefon ekranında görülür. Masaüstü ekranda iyi görünen bir renk bu ortamlardan birinde sorun çıkarabilir.
